15 Haziran 2011 Çarşamba

Vergi Denetmenleri Mali Oligarşiden Rahatsız

15 Haziran 2011 Çarşamba 14:09

Seçim öncesi başlayan ve yeni kurulacak hükümet döneminde hayata geçirilmesi planlanan Maliye Bakanlığı içerisinde yer alan vergi denetim elemanları olan Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenlerinin aynı çatı ve ünvan altında birleştirilerek, vergi denetim birimlerinin yeniden yapılandırılması çalışmalarında, vergi denetim elemanlarının ''Vergi Denetim Kurulu'' adı altında örgütlenmesi planlanıyor.
Konuyla ilgili çeşitli internet haber sitelerinde bu konuda Maliye Bakanlığı Maliye Teftiş ve Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelirler Kontrolörleri Başkanlığında yeniden yapılandırmaya dönük bir huzursuzluk yaşandığına ilişkin haberler yer aldığı görülmektedir.
İnternet Sitemize Maliye Bakanlığı bünyesinde yer alan bir başka denetim birimi olan Vergi Denetmenleri tarafından gönderilen ve bugünlerde medyada yer alan haberlere cevaben hazırlandığı anlaşılan metni aynen yayınlıyoruz.

‘‘Sayın Başbakanımızın talimatıyla vergi denetim birimlerinin yeniden yapılandırılması ve vergi denetim elemanlarının ''Vergi Denetim Kurulu'' tek çatı ve tek ünvan altında örgütlenmesi için yapılan çalışmalar tamamlanmıştır. Sayın Bakanımız Ali Babacan yapmış oldukları açıklamada, Vergi Denetmenleri, Hesap Uzmanları, Maliye Müfettişleri ve Gelirler Kontrolörlerinin tek çatı ve tek ünvan altında toplandığını ve hazırlanan kararnamenin Sayın Başbakan’a sunulacağını belirtmişlerdir.
Mevcut vergi denetim yapısının çarpıklığı; vergi denetiminin ticarileştirilmesinden beslenenler ile oluşturulan ortak ranttan pay alanları ortaya çıkarmış, bu yapı nedeniyle adil ve modern bir vergi sistemi kurulamamıştır. Neredeyse her yıl vergi reformu adı altında düzenlemeler yapılmasına karşın ne güçlü bir gelir idaresi ne de adaletli bir vergi sistemi oluşturulabilmiştir. Maalesef, bireysel çıkar ve arzular, meslek taassubu her zaman önde tutulduğu için, bu güne kadar ülkemizde etkin bir gelir idaresi ve etkin bir vergi denetim sistemi oluşturulamamıştır. O kadar ki; Maliye Bakanlığı kurulları; mesleki taassubu ve bireysel çıkarları ülke çıkarlarının önünde tutarak oluşturdukları ticari rant düzeninin ve mevcut çarpık yapının devamı için Sayın Başbakanımızın talimatlarıyla tüm ülkenin çıkarına oluşturulan adil bir vergi denetim sistemini hedefleyen ve vergi denetim birimlerinde tek çatı ve tek ünvanı öngören kararnameye karşı Sayın Başbakanımızı ve Hükümetimizi “özel sektöre” geçmekle tehdit etmektedirler.
Esasen, vergi denetiminin güçlendirilmesi, vergi denetim birimlerinin birleştirilmesinden geçmektedir. Bu kapsamda hazırlanan kararname ile; Maliye Bakanlığı’nda bürokrasiye hâkim grupların imtiyaz ve menfaatlerini bırakmaması nedeniyle süregelen bürokratik oligarşiyi sona erdirmek, vergi denetimini güçlendirmek, kast sistemini kırarak,liyakat sisteminin getirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca; Vergi Usul Kanunu’nun 135. maddesinde inceleme yetkisi bakımından aralarında herhangi bir ayrım olmaksızın vergi inceleme elemanları olarak sayılan Vergi Denetmenleri, Hesap Uzmanları, Maliye Müfettişleri ve Gelirler Kontrolörleri Vergi Denetim Kurulu çatısı altında aynı unvanla birleştirilerek güçlü bir vergi denetim biriminin oluşturulması hedeflenmiştir.
’’

alıntı

http://www.haberiniz.com/yazilar/haber33804-Vergi_Denetmenleri_Mali_Oligarsiden_Rahatsiz_.html

14 Haziran 2011 Salı

Vergi denetiminde birleşme rahatsızlığı

Maliye Bakanlığı vergi denetim birimlerinin tek çatı altında toplanmasına dönük çalışmalar sürüyor. Merkezi denetim birimleri, vergi denetmenlerinin de içinde yer aldığı 4'lü yapılanmaya karşı çıkıyor.

Saat: 10:57


Maliye Bakanlığında seçim öncesi başlayan ve yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan vergi denetim birimlerinin yeniden yapılandırılması çalışmalarında, vergi denetim elemanlarının '' Vergi Denetim Kurulu'' adı altında örgütlenmesi planlanıyor.

Kurulun, halen Maliye Bakanına bağlı Teftiş Kurulu ve Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesindeki Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı ve vergi denetmenlerini bir çatı altında toplaması düşünülüyor.

Yeni yapılanmada da, 3'lü ve 4'lü birleşme alternatifleri üzerinde duruluyor. İlk alternatifte, Vergi Denetim Kurulunda, merkez ve taşra ayağı şeklinde ikili örgütlenme öngörülüyor. Merkezde, hesap uzmanları, maliye müfettişleri ve gelirler kontrolörleri birleşiyor. Bu 3 birim vergi müfettişi adını alarak, merkezi denetim birimini oluşturuyor. Kurulun taşra ayağını ise vergi denetmenleri meydana getiriyor.

İkinci alternatifte ise hesap uzmanları, maliye müfettişleri, gelirler kontrolörleri ve vergi denetmenleri 4'lü birleşmeye gidiyor. Burada merkezi denetim elemanları ile vergi denetmenleri ayrımı tümüyle son buluyor.


KURUL, KİME BAĞLANACAK?
Çalışmalarda, Vergi Denetim Kurulu'nun Maliye Bakanlığı mı, yoksa Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde mi kalacağı konusu da henüz netleşmedi.


Merkezi denetim birimleri, Kurulun, Maliye Bakanlığına bağlı bir birim olarak faaliyet göstermesini isterken, Gelir İdaresi Başkanlığı, vergi denetimleri açısından Başkanlığa bağlı bir birime ihtiyaç duyulduğunu savunuyor.

DENETİM BİRİMLERİNDE HUZURSUZLUK
Bu arada Maliye Teftiş ve Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelirler Kontrolörleri Başkanlığında yeniden yapılandırmaya dönük bir huzursuzluk yaşanıyor.

Birimler, öncelikle mevcut durumun devamı yönünde tavır takınırken, tek çatılı bir yapılanmaya gidilmesi halinde vergi denetmenleriyle bir birleşme olmamasını istiyor.

Merkezi denetim birimlerine eleman alımında ve eğitim sürecinde çok hassas davranıldığını ifade eden merkezi denetim birimleri, yeni yapılanma konusunda şu değerlendirmelerde bulunuyor:


'' Vergi denetmenlerini de içine alan 4'lü birleşme, şu anki hizmetlerde ciddi sıkıntılara neden olur. Vergi Denetim Kurulunda merkez ve taşra ayağı ayrı ayrı olmalı. Müfettiş, hesap uzmanı ve gelirler kontrolörlerinden oluşan merkezi yapı, şimdi olduğu gibi büyük mükellef incelemelerine odaklanmalı. Bugün miktar olarak vergi kaçağı en fazla büyük mükelleflerde görülüyor. Büyük mükelleflerin incelenmesi de belli bir ihtisas ve tecrübeyi gerektiriyor. Yabancı ülkelerde de, büyük mükellef ve küçük mükellef incelemeleri şeklinde ikili yapı var. Bu farklılık, aynı zamanda hizmetin de bir gereği.

Türkiye'de geniş yelpazesi olan küçük işletmelerde daha çok fatura ve belge düzenine dönük vergi denetimleri gerçekleştiriliyor. Denetimlerin dörtte üçünü de bu tür işler oluşturuyor. Ancak bu denetimler, çok vasıflı denetim elemanlarını da gerektirmiyor. 8-10 formatta eğitilen denetim elemanları, bu görevleri ifa edebiliyor. Bu nedenle Gelir İdaresi Başkanlığı, çok sayıda vergi denetmeni ve yardımcısı alımına gitti.


Ülkemizde en büyük vergi kaybının görüldüğü büyük mükelleflerin denetiminde ise uzmanlaşmaya ihtiyaç bulunuyor. Bu nedenle Vergi Denetim Kurulunda, merkezi denetim elemanları mutlaka merkezde bırakılmalı, vergi denetmenleri de vergi denetiminin taşra ayağını oluşturmalı.''

ÖZEL SEKTÖRE KAÇIŞ OLUR
Merkezi denetim birimleri, dörtlü birleşme halinde, merkezi denetim elemanlarının moral, motivasyonlarının kaybolacağını ve özel sektöre kaçış başlayacağını da ileri sürüyor.

Yeni yapılanmada değerlerin korunarak, organizasyon eksikliğinin giderilmesini isteyen merkezi denetim birimleri, başarılı olan vergi denetmenlerine, özel bir eğitim sürecinden geçirildikten sonra, sınavla merkeze geçiş hakkı tanınabileceğini de ifade ediyor.


Denetim birimleri, yeni yapılanmaya gidilirken, denetim elemanlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ihtiyaç olduğuna da vurgu yapıyor.

Vergi denetim birimlerinin tek çatı altında toplanmasına dönük çalışmaların sürdüğü Maliye Bakanlığı bünyesinde halen 170 dolayında maliye müfettişi ve 330 dolayında hesap uzmanı görev yapıyor. Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı Gelirler Kontrolörleri Başkanlığındaki denetim elemanı sayısı 360, vergi denetmeni ve yardımcısı sayısı da 4 bin olarak belirleniyor.

alıntı

http://www.gazeteport.com.tr/haber/37488/vergi_denetiminde_birlesme_rahatsizligi

13 Haziran 2011 Pazartesi

Maliyede Tek Çatı – Denetim Birimlerinin Birleşmesi

13/06/2011

maliyede tek çatı, maliyede denetimMaliyede Denetimin Birleşmesi

2011 Mart ayında çıkan yetki kanunuyla beraber bürokraside en çok konuşulan konulardan biri uzun süreden veri konuşulmakta olan maliyede denetim birimlerinin birleşmesi meselesi oldu. Her ne kadar maliyede denetimin başını çeken Maliye Müfettişleri ve Hesap Uzmanlarından oluşan bürokrasi içindeki güçlü bir klik bu denetim birimlerinin birleştirilmesi tasarısına karşı çıksa da hükümet bu sefer kararlı gözüküyor.

Denetim birimlerinin birleşmesiyle ilgili tasarı daha önce hazırlandıysa da yine belli çevrelerin ayak diremesiyle raftan kalkmıştı. Bu tasarıya karşı neden bu kadar direnç olduğunu anlamak için Maliye Bakanlığı’nın yapısını ve bu yapı içinde denetim birimlerinin birbirleriyle olan rekabetini bilmek gerekiyor.

Maliye Bakanlığı Denetim Birimleri

Hiç kuşkusuz Maliye Bakanlığı içinde en güçlü meslek grubu denetim görevini yürütenler. Zaten uzman ve diğer kapsamdaki personel tarafından “kast” olarak nitelenen bu sistem sıkça eleştiriliyor. Denetim görevini yürütenler de kendi aralarında 4 gruba ayrılıyorlar. Bunlar:

Bu gruplar içinde en eskisi mazisi 1800′lere kadar dayanan, ilk adıyla Heyet-i Mümtaze, yani Maliye Teftiş Kurulu. Ondan sonra ise 1948′de kurulan ve günümüzde bu gruplar içinde en etkilisi olarak bilinen Hesap Uzmanları Kurulu geliyor. Onlardan sonra ise merkezi denetim birimlerinin üçüncüsü ve sonuncusu Gelirler Kontrolörleri Kurulu gelmekte. Bu üç gruptan ilk ikisi direkt olarak Maliye Bakanı’na bağlı olarak çalışırken, üçüncüsü olan Gelirler Kontrolörleri ise Gelir İdaresi Başkanı’na bağlı olarak çalışmaktalar. Bu üç Maliye merkezi denetim birimi dışında kalan ve en kalabalık olan grup ise Vergi Denetmenleri. Vergi Denetmenleri taşrada bulundukları illerin Vergi Dairesi Başkanı’na bağlı olarak, cirosu daha düşük olan işletmeleri denetleme görevini yürütüyorlar.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra şimdi gelelim bu tasarıyı kimin nasıl istediğine. Bu 4 gruptan ilk ikisi olan Maliye Müfettişleri ve Hesap Uzmanları tasarıya karşı çıkarken, 3. grup olan Gelirler Kontrolörleri ilk iki grup ile birleşmek istiyorlar. İlk üç gruptan hiçbiri Vergi Denetmenleri ile birleşmek istemezken, denetmenler de doğal olarak bu gruplarla birleşmek istiyorlar.

Bu grupların ne istediklerinden bağımsız elbette önemli olan Başbakan ve hükümetin ne istediği. Kulislerde konuşulanlar bürokratik oligarşinin kırılmasına yönelik olarak gerekirse maaş ve özlük haklarında artırıma gidilerek denetim birimlerinin mutlaka birleştirileceği. Ancak bu birleşmenin taşrayı kapsayıp kapsamayacağı tasarının yeniden hazırlanma aşamasında netleşecek gibi gözüküyor.

alıntı

http://www.prohayat.com/2011/06/13/maliyede-tek-cati-denetim-birimlerinin-birlesmesi/

3 Mayıs 2011 Salı

Yetki yasasıyla, Maliye'deki denetim birimleri birleştirilec

Hükümet, hızlı karar alıp uygulayabilecek yeni bir bakanlık modeline geçiyor. Bu kapsamda Ekonomi Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kurulacak, yetki dağılımı değişecek
03 Mayıs 2011 / 08:31
Haber Resmi

Hükümet, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dün onayladığı yetki yasası kapsamında kanun hükmünde kararname ile bakanlıkları birleştirmek ve idareyi yeniden düzenlemek için ilk adımı attı. Çok güçlü bir Ticaret Bakanlığı kuruluyor. Sanayi Bakanlığı bünyesindeki 4 önemli genel müdürlük Ticaret Bakanlığı'na bağlanacak. Gümrükler de müsteşarlık olarak Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösterecek. Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlanması öngörülüyor. Sanayi Bakanlığı bünyesinde yar alan İç Ticaret Genel Müdürlüğü, Esnaf Sanatkârlar Genel Müdürlüğü, Tüketici ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü Ticaret Bakanlığı'na devredilecek. Bu genel müdürlüklerin denetimine tabi olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu da (TESK) otomatik olarak Ticaret Bakanlığı'na bağlanacak.

SOSYAL YARDIM BAKANLIĞI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da yenileniyor. SÇHEK, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın Sosyal Yardım Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor.

Maliye de değişecek

Maliye Bakanlığı bünyesindeki vergi inceleme birimlerinin birleştirilmesi çalışmaları da hızlandırılıyor. Bu kapsamda, Bakanlığın, merkez de görev yapan Maliye Teftiş Kurulu, Hesap Uzmanları Kurulu ve Gelirler Kontrolörleri ile taşrada görev yapan vergi denetmenleri aynı çatı altında birleştirilecek.

Bayındırlık kapatılıyor

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile birlikte Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) bağlı olduğu devlet bakanlığı kapatılıyor. Bayındırlık Bakanı Mustafa Demir ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın da bu yapılandırma öncesi odalarını toplamaya başladığı belirtiliyor. Bayındırlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü Ulaştırma Bakanlığı'na devredilmişti. Öte yandan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın görevi de Ekonomi Bakanlığı altında tanımlanacak.

Sabah

30 Nisan 2011 Cumartesi

İncelemelerden kurtulmak için fırsat!

Kamuoyunda af yasası diye bilinen 6111 sayılı Torba Yasası malumunuz üzerine 25.02.2011 tarihinde hayatımıza girmiş olup uzatma olmadığında 2 Mayıs 2011 tarihinde sona erecektir.Bugünlerde kanunun yürürlülük süresinin uzayacağı yönünde basında yoğun bir kanı mevcut olmasına rağmen her ihtimale karşı kamu borçlularının ve mükelleflerin biran önce gerekli yerlere başvurmalarında fayda bulunmaktadır.

Kamuoyunun, bu yasanın daha çok borçların yapılandırılması ile ilgili kısmıyla ilgilendiğini yine basında yeralan haberlerden izlemekteyiz. Ancak basında yeterli düzeyde yerbulamayan ve bu yasanın en önemli ayaklarından bir tanesini oluşturan diğer bir husus ise matrah artırımıdır. Bu kısma girmeden önce vergi incelemesi nedir onu tanımlamakta fayda bulunmaktadır. Vergi incelemesi; kısaca tarh edilmesi ve ödenmesi gereken verginin doğru olup olmadığı yönünde Vergi idaresinin mükelleflerin defter ve belgeleri üzerinde yapmış olduğu araştırmadır. İnceleme neticesinde eksik tarhiyatın yapıldığı yönünde bir tespitin olması durumunda mükelleflerden vergi aslı, vergi aslının bir katı tutarında olan vergi ziyaı cezası ve vadesinden tahakkuk tarihine kadar gecikme faizi aranmakta; bu da mükellefleri maddi anlamda çok büyük sıkıntılar içine sokmaktadır. Bu incelemeler neticesinde Türk Ceza Kanun’unun suç saydığı fiillerin mevcut olması durumunda ayrıca ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmaktadır. Vergi incelemeleri cari dönem dahil geçmişe yönelik olarak 5 yılı kapsamaktadır. Yani 2011 yılında mükellefin 2006-2007-2008-2009-2010 ve 2011 yıllarına ilişkin hesapları vergi idareleri tarafından herzaman incelenebilir. Herhangi bir dönemde vergi incelemesine tabi tutulmuş mükellefler de tekrar incelenebilir. Halihazırda defter ve belgeleri incelemede olan esnaflarımızın ve incelenmesi ihtimal dahilinde olan tüm esnaflarımızın zordurumda kalmamaları veyahut yarın inceleme esnasında biz bu yasayı niye kaçırdık dememeleri için mutlaka 2 Mayıs’a kadar hem Gelir Vergisi ( şirketler için Kurumlar Vergisi) hem de KDV yönünden mutlaka matrah artırımında bulunmaları gerekmektedir. Sadece Gelir vergisi yada KDV için matrah artırımında bulunulması mükellefleri incelemeden kurtarmamaktadır. Maddi yönden sıkıntı yaşayanların bilmesi gereken bir husus da vergi incelemelerinden kurtulmak için matrah artırımının olması yeterli olup bu vergiler için ödenme şartı aranılmamaktadır.

Anılan yasaya göre sadece sahte belge düzenleyenler ile defter ve belgeleri yok edenler matrah artırımından yararlanamayacaktır. Ancak sahte belge düzenleme fiili; vergi incelemesi raporuna dayanması gerektiğinden dolayı bu hüküm de dayanıksız kalmaktadır. Bu nedenle tüm mükellefler (sahte belge düzenleyenler dahil) matrah artırımında bulunabileceklerdir. Matrah artırımında bulunan mükelleflerin defter ve belgeleri incelenemeyeceğinden dolayı işledikleri fiilller (sahte belge düzenleme gibi) tespit edilemeyecek ve bu kişiler de hem vergi incelemelerinden hemde diğer suçlardan kurtulabileceklerdir.

Ramazan TAŞKIN

Vergi Denetmeni

alıntı

http://www.adanailkhaber.com/haber/914-ekonomi-incelemelerden-kurtulmak-icin-firsat.html



28 Şubat 2011 Pazartesi

VERGİ REFORMUNU ENGELLEYENLER KİM ?

Vergi incelemelerinin yüzde 90’ını gerçekleştiren Vergi Denetmenlerinin kangren haline gelen sorunların çözümü için gazetelere ilan verdi.
-Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının güçlendirilmesi ve vergi denetiminin tek çatı altında birleştirilmesi yönünde birçok girişim yapılmasına karşın; reformun yapılmasını elbirliği içinde engelleyenlerin aşılamadığı, güçlerinin kırılamadığı görülmektedir.

Oysaki;

-Türk Vergi Sistemi’nde aksine hüküm b...ulunmadıkça, beyan esası geçerlidir. Yani, günümüzde vergilerin önemli bir bölümünü mükelleflerin beyanı ve vergi idaresinin denetimi esasına dayanmaktadır. Kayıt dışı ekonominin önemli bölümü kayıt altına alınabilse, bütçemiz fazla bile verecektir. Böylece, toplanan vergiler yüksek faizle devlete borç verenlere değil, verilen hizmetlerle topluma geri dönecektir.

-Birçok meslek mensubunun, iş adamının, tüccarın, irat sahiplerinin, kurumların asgari ücretli kadar gelir beyan etmediği ve vergi ödemediği bir ortam kamu vicdanını yaraladığı gibi, huzursuzlukların artmasına, sosyal barışın bozulmasına yol açar.

-Toplanması gereken gelir ve kurumlar vergisi toplanmayınca, dolaylı vergilere (ÖTV, KDV) yüklenilmek zorunda kalınmıştır. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirlerinin içindeki payı Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama %30-35 arasında iken; ülkemizde uzun yıllardır dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 70 civarında seyretmiştir. Bu durumda düşük, sabit ve dar gelirliler en çok etkilenen kesimi oluştururken, girdi maliyetlerini artırdığından üretimi olumsuz etkilemiş ve nihayetinde kayıt dışılığı da beslemiştir.

-Vergi denetim sisteminde ve gelir idaresinde gerçek manada bir reformun yapılmasıyla, vergi denetiminden beklenen verim artacak olup, vergi kayıp ve kaçağının asgari düzeye indirilmesi, vergide adalet ilkesinin uygulanması mümkün hale gelecektir.

Tüm bunların nedeni;

-Birçok kurumda imtiyazlı grupların hakimiyeti kırılmış iken, Maliye Bakanlığı’ndaki bürokratik oligarşinin ve uzantılarının yok edilememesidir. Böylece vergi denetiminin güçlendirilmesi, çağdışı kast sisteminin kırılması, gerçek liyakat sisteminin getirilmesi mümkün olmamıştır.

-Vergi denetiminin ticarileşmesinden beslenenler, oluşturulan ortak ranttan pay alanlar nedeniyle az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alacak modern bir vergi sistemi kurulamamıştır. Neredeyse her yıl vergi reformu adı altında düzenlemeler yapılmasına karşın, ne güçlü bir gelir idaresi ne de adaletli vergi sistemi oluşturulabilmiştir.

Unutulmaması gerekir ki;

-Ödediği vergi ile yaşam standardı birbirini tutmayan insanların yoğun olduğu ülkelerde adalet olmaz, huzur bulunmaz.

-Bir avuç insanın mutluluğu değil, 73 milyon ülke insanımızın geleceği önemlidir.

Vergi denetimi kan kaybediyor!

-Vergi incelemelerinin yüzde 90’ını yapan vergi denetim gücünün yüzde 80’ini oluşturan Vergi Denetmenleri; sadece denetim elemanı sayısı artırılırken dikkate alınmış, buna karşılık yıllardır kangren haline gelmiş sorunlarının hiç biri çözülmemiştir. Bir yandan yüzlerce yeni eleman alınırken, diğer yandan yüzlerce meslektaşımız kurumdan kaçmıştır, kaçmaya devam etmektedir.

Peki! Kim bu gerçek manada vergi reformunu engelleyenler, direnenler? Kaç kişi? Hangi menfaat grupları? Ya da işbirlikçi uzantıları mı? Sahi kimler?

Son söz

Sayın Başbakanımız, ilk olarak 2005 yılında söylediğiniz, son olarak da Mart 2011 tarihinde bitireceğinizi belirttiğiniz vergi denetim birimlerinin birleştirileceği yönündeki reformun artık gerçekleştirilmesini bekliyoruz.

VERGİ DENETMENLERİ DERNEĞİ

22 Şubat 2011 Salı

Vergi reformunu engelleyenler var

Vergi Denetmenleri Genel Başkanı Aykut Güleç, vergi reformunu engelleyenlerin bulunduğunu belirtti.


Güleç, yaptığı yazılı açıklamada, Gelir İdaresi Başkanlığının güçlendirilmesi ve vergi denetimlerinin tek çatı altında birleştirilmesi yönünde birçok girişimde bulunulduğunu, ancak vergi reformunun yapılmasını el birliği içinde engelleyenlerin aşılamadığını ifade etti.

İşadamı, tüccar, irat sahipleri ve kurumların asgari ücretli kadar dahi gelir beyan etmediği ve vergi ödemediği bir ortamın sosyal barışı bozacağını kaydeden Güleç, sonuçta gelir ve kurumlar vergisi toplanamaması nedeniyle dolaylı vergilere yüklenildiğini vurguladı.

Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının AB ülkelerinde ortalama yüzde 30-35, Türkiye'de ise yüzde 70 civarında olduğunu belirten Aykut Güleç, bu durumun düşük ve dar gelirlileri olumsuz etkilediğini, kayıt dışını da beslediğini belirtti.

Maliye Bakanlığındaki bürokratik oligarşinin ve uzantılarının yok edilememesi, vergi denetiminin ticarileştirilmesinden beslenenler ve oluşturulan ortak ranttan pay alanlar nedeniyle az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını sağlayacak bir vergi sistemi kurulamadığını ileri süren Güleç, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

''Neredeyse her yıl vergi reformu adı altında düzenlemeler yapılmasına karşın, ne güçlü bir Gelir İdaresi, ne de adaletli vergi sistemi oluşturulabilmiştir. Sonrasında ise belli aralıklarla bazı kamu alacaklarının yapılandırılması, vergi barışı v.b adı altında af veya af benzeri düzenlemeler getirilmek zorunda kalınmaktadır. Bu düzenlemelerle gelirini hiç beyan etmeyen veya bir kısmını gizleyen kişiler, kurumlar, çok düşük meblağlar karşılığında vergi incelemelerine karşı sigorta da getirilerek, affedilmektedir. Doğal olarak asıl darbeyi vatandaşlık ödevini yerine getiren, vergisini zamanında ödeyen iyi niyetli vatandaşlar yemektedir. Dolayısıyla adalet ve güven duygusu sarsılmaktadır.

Yıllardan beri deneme tahtasına dönüştürülen Gelir İdaresi, her türlü ön yargıdan, menfaatten uzak olarak misyon ve vizyonuna uygun hale getirilemez mi?''

Vergi denetiminin de kan kaybetmeye devam ettiğini bildiren Güleç, yeni denetim elemanları alınırken, yüzlerce meslektaşlarının kurumdan kaçtığını kaydetti.

ZAMAN

31 Ekim 2010 Pazar

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Affı Geliyor!

50 milyar liralık Beyaz Sayfa operasyonu

Hükümet, seçim öncesinde borcu olan her kesimle barışacak. 300 kalem alacağa af gelecek. Hükümet “beyaz sayfa” operasyonuyla 50 milyar toplamayı hedefliyor. Ödenmemiş vergi, prim, elektrik, su, doğalgaz, emlak vergisi, stopaj, harçlar, trafik cezaları gibi tüm alacakları af kapsamına aldı. Vatandaşlar ödemediği cezaların ve vergilerin ana parasını ödeyecek ancak faiz yükünden kurtulacak.

HÜKÜMET matrah artırımı hakkı da getiriyor. Böylece 2006-2009 olmak üzere 4 yıllık dönemde matrah artırımı yapanlar 4 yıl vergi denetiminden kurtulacak. Bu yılın başında süresi biten Varlık Barışı uygulaması yeniden getiriliyor. Kamuoyuna yansıyan Ali Türkkan ve Adanalı meçhul Türk gibi kişilere bir hak daha verilecek. Naylon fatura cezalarına af ise tartışılıyor.

Krizin ardından esnaf ve iş aleminin devlete olan borçlarının yeniden yapılandırılması amacıyla başlatılan girişim, yaklaşık 300 kaleme af getiren geniş kapsamlı tasarıyla, “Hükümetin beyaz sayfa operasyonu”na dönüştü. Hükümet, bu tasarıyla neredeyse borcu olan herkesle barışacak.

VATAN’ın detaylarına ulaştığı büyük af tasarısıyla hükümet hemen kesimden borçlularıyla beyaz bir sayfa açmayı planlıyor. Büyük af operasyonundan 50 milyar TL gelir hedefleniyor. Böyle bir tutarın devletin kasasına girmesiyle hükümet bütçe başta olmak üzere ekonomik dengeler açısından rahatlarken, temel amaç her kesimden vatandaşla barışık olduğu yeni bir dönem açmak olarak açıklanıyor. Bu genişlikte bir af tasarısının Cumhuriyet tarihinde ilk kez hazırlandığına dikkat çekiliyor. Hükümetin “beyaz sayfa” operasyonunun ilk adımını af hükümleri oluşturuyor. Buna göre tasarıyla, ödenmemiş vergi ve prim alacaklarının yanı sıra, elektrik, su, doğalgaz, emlak vergisi alacakları, stopaj, harçlar, tabela, trafik cezaları gibi 6183 sayılı yasayla takip edilen tüm alacaklar af kapsamına alındı. Sadece vergi alacaklarından en az 12 milyar lira gelir sağlanacağı, ihtilaflı alacakların da dahil edilmesiyle 20 milyar liraya yakın gelir hesaplandığı belirtiliyor. Prim alacaklarından kasaya giren tutarın 15 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor.

Vatandaş yüzde 60 daha az ödeyecek

Hükümetin yapacağı büyük mali af kapsamında borçlarda anapara korunacak. Bu rakama yıllık enflasyon oranında artışlar uygulanacak. Örneğin 2005 yılına ait 200 bin TL’lik bir borcun gecikme zammı ve faiziyle birlikte şu anda geldiği nokta 700 bin TL düzeyinde. Borcun 200 bin TL’lik ana parasına 2005-2010 dönemine ilişkin gerçekleşen enflasyon uygulanması halinde ödenmesi gereken tutar 280 bin TL’de tutulmuş olacak. Vatandaş ödemesi gereken toplam tutardan yüzde 60 daha az ödeyecek.

ÜST KURULLARIN KESTİĞİ CEZALAR AFFEDİLECEK

EPDK başta olmak üzere BDDK, Rekabet Kurulu gibi tüm üst kurulların kestiği cezalar da af kapsamına sokuldu. Bu kapsamda EPDK’nın akaryakıt bayilerine, dağıtım şirketlerine kestiği ve 2 milyar liraya ulaştığı tahmin edilen cezalar da af kapsamına alındı. EPDK’nın marker cezaları da affedilecek. Rekabet Kurulu’nun rekabet ihlali nedeniyle bugüne kadar çok sayıda firmaya kestiği para cezalarının tamamı af kapsamında. TEDAŞ’ın alacakları da af tasarısına girdi.

EPDK’nın kestiği para cezalarının af kapsamına alınması büyük şaşkınlık yarattı. EPDK son 2 yılda yüzlerce bayii ve dağıtım şirketlerine yüklü cezalar kesti. EPDK’nın marker denetimlerinden kestiği cezalar da enerji piyasasına bomba gibi düşmüştü.

BAŞLANGIÇ TARİHİ RAMAZAN ÖNCESİ OLACAK

Af tasarısının başlangıç tarihinin Ağustos ayı başı olması planlanıyor. Ancak bu sürenin, Temmuz ayına alınabileceği de belirtiliyor. Tam tarihe henüz karar verilmemiş olmasına rağmen, Başbakan Erdoğan’ın 27 Eylül’de TESK’in iftar yemeğinde yaptığı açıklamanın öncesindeki bir tarihin belirleneceğinin kesin olduğu belirtiliyor. Bu kararla, “nasılsa yapılandırma olacak” diyerek yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere fırsat verilmemesi amaçlanıyor. Borçların ödenmesinde 12, 18, 24 ve 36 aylık ödeme planları geliştirildi. Plana göre borcun faiz ve diğer bölümleri silinecek. Ana paraya ise enflasyon oranında düşük tutarlı bir yenileme yapılarak eşit taksitler halinde ödenmesi sağlanacak.

İKİNCİ ADIM MATRAH ARTIRIMI

Hükümetin beyaz sayfa operasyonunun ikinci adımı “matrah artırımı” olacak. Vergi mükelleflerine, 2006- 2009 yılları arasındaki 4 yıllık dönem için matrah artırımı hakkı verilecek. Buna göre mükellefler matrah artırımına giderek, artırımı yaptıkları vergi dönemiyle ilgili her türlü vergi denetiminden kurtulacak. Ancak mükellefler yıllara göre belirli oranlarda matrah artırımına zorunlu tutuldu. Mükellefin bu haktan yararlanabilmesi için 2006 yılı için matrahını yüzde 30’u, 2007 için yüzde 25’i, 2008 için yüzde 20’si ve 2009 için yüzde 15’i oranında artırması gerekecek. Bu oranlarda artış yapmasına rağmen artırım tutarının belirli rakamların altında kalması da engelleniyor. Rakamlar ise yıllara göre 12 bin ile 36 bin TL arasında değişiyor.

Mükellef örneğin 2006 yılı için matrahının yüzde 30’u kadar artırım yapsa da, rakam 12 bin TL’nin altında kalıyorsa, artırım tutarı 12 bin TL sayılacak. Bu uygulamadan 10 milyar TL gelir toplanması hedefi konuldu.

BU YIL SONA EREN VARLIK BARIŞI YENİDEN GELİYOR

“Beyaz sayfa operasyonu”nun üçüncü adımı, “Varlık Barışı” uygulamasının yeniden getirilmesi. Buna göre bu yılın başında süresi biten Varlık Barışı düzenlemesinin süresi uzatılarak yurtiçi ve yurtdışından para ve varlıkların Türkiye’ye getirilmesine yeniden olanak sağlanacak. Önceki Varlık Barışı uygulamasından 47.3 milyar liralık beyanda bulunulmuş, bu beyanlar üzerinden 1.5 milyar TL’lik vergi tahakkuk ettirilmiş, 540 milyon lira vergi geliri elde edilmişti. Düzenlemenin yeniden getirilmesinde esas olan önceki Varlık Barışı’na başvurmuş, ancak beyanının yerine getirmemiş olanlara bir hak daha verilerek “beyaz sayfa” kapsamında barışılması olacak. Böylece önceki varlık barışı uygulamasına yüksek miktarlı beyanlarla başvurmuş, ancak beyanını yerine getirmeyen bazı isimlere af getirilmiş olacak. Bu noktada Ali Türkan ve Adanalı meçhul Türk olarak kamuoyuna yansımış bazı isimlere de bir şans verilmiş olacak. Ali Türkan, yasadan yararlanmak üzere 5.2 milyar TL beyanda bulunmuş ancak sonradan kaçmıştı. Varlık Barışı’na çok sayıda kişi başvurmuş, ancak bunların dolandırıcı olduğu anlaşılmıştı. Af tasarısıyla açılan beyaz sayfada bu gibi isimlerle de barışma yoluna gidilecek.

‘NAYLON FATURA’ CEZALARINA AF GÜNDEMDE

Düzenleme kapsamında Hükümet, kritik bir kararın da eşiğine geldi. Yasa kapsamı bu kadar geniş tutulunca, “naylon fatura” cezalarına da af getirilmesi gündeme geldi. Buna göre Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinde düzenlenen “naylon fatura” suçlarının da af kapsamına alınıp alınmayacağına henüz karar verilmedi. Bu kategorideki mükelleflerle de bir defaya mahsus “barışılması” konusunda değerlendirme sürüyor. Ancak hükümetin bu konuyla ilgili çekinceleri olduğu vurgulanıyor.

24 Eylül 2010 Cuma

ek düzenleme

'REİS' itiraf etti: 'Soruları CEMAATTEN ALDIM.
'REİS' itiraf etti: 'Soruları CEMAATTEN ALDIM... maliyede sızma

Kopya skandalında tutuklanan “reis” lakaplı öğretim üyesi, soruları cemaate yakın kişiler aracılığı ile ele geçirdiğini öne sürdü.

cemaat maliyede
Sözkonusu kişi, Polis Meslek Yüksek Okulu sınavlarını kendisinin iptal ettirdiğini de söyledi.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan 4 sınavda sınav sorularını sızdırarak para karşılığı satmakla suçlanan "kopya şebekesi" zanlılarının savcılık ifadeleri çarpıcı detaylarla dolu.

Çete lideri olmakla suçlanan Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Okulu'nda öğretim görevlisi olan O.A.U., ifadesinde, geçtiğimiz yıl yapılan Polis Meslek Yüksek Okulu sınavlarını da kendisinin iptal ettirdiğini itiraf etti.

“Reis” lakaplı zanlı, sınav sorularının cemaate yakın kişilerden sızdırıldığını öne sürdü.

O.A.U., ifadesinde "Polis Meslek Yüksek Okulları öğrenci adaylığının iptalini sağladığım yönündeki suçlama kısmen doğrudur. Ancak soruları çalan ben değilim. Cemaatten aldım. Kadirli'li olan bir hemşerim cemaate mensup bazı kişilerin sınav sorularını tanıdıkları kişilere dağıttıklarını söyledi. Ben de cemaatle içli dışlı olan akrabam Ö.L.E'ye söyledim. Soruları aldı ve bana faksladı" diye konuştu.

Daha önce çok sayıda sınava girerek başarısız olduğunu belirten diğer bir zanlı, "M.D. isimli arkadaşıma rica ettim, internet ortamına sızdırılan soruları alarak bana tüyolar verdi. Telefonla söyledi, bunun suç olabileceğini bilmiyordum" değerlendirmesinde bulundu.

Diğer tutuklu zanlı S.G. ise ifadesinde "Kopya vermek suretiyle sınav kazandırma gibi bir amacımız ve birliğimiz yoktur. Telefon kayıtlarında internet ortamında sınav sonuçları ile ilgili bilgileri birbirimize verdiğimiz yönünde beyanlar varsa da benim çevrem geniştir. Birçok arkadaşım sınavlara girip çıkar, ben de girerim. Birbirimizin sınav sonuçlarını merak ederiz. Konuşmalar bu konularla ilgilidir" dedi.

Tarih: 10:27, 22/9/2010 Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
Maliye Bakanlığı çalışanları iş bırakacak

Maliye Bakanlığı çalışanları, ek ödemelerdeki adaletsizliğe karşı yarın iş bırakma eylemi yapacak.


Etkin Haber Ajansı / 21 Eylül 2010 Salı, 14:08

İSTANBUL- KESK'e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) üyeleri, Maliye Bakanlığı ve bağlı birimlerde çalışan emekçiler için getirilen ek ödeme düzenlemesine karşı yarın iş bırakacak. Bir saat geç işbaşı yapacak olan emekçiler, eşit işe eşit ücret istiyor.
EK ÖDEMEDE YENİ DÜZENLEME

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 7 Eylül 2010 tarihinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunundaki Yetkisini kullanarak Maliye Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarda çalışan emekçilerin ek ödemelerinde yeni bir düzenlemeye gitmişti.

15 Eylül 2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yeni düzenlemeye göre, defterdar yardımcıları, grup müdürleri, gelir, muhasebe, muhakemet, personel, milli emlak, vergi dairesi müdürleri, malmüdürleri, diğer müdürlerle bunların yardımcılarından sadece 1 ve 2 dereceli kadrolarda bulunanların ek ödeme oranları 15 ila 40 puan arasında arttırılmıştı. Bu kadrolarda görev yapan kişilerin ücretlerine aylık olarak yaklaşık 90 TL ile 230 TL arasında zam yapılmış oldu.

Ancak Maliye Bakanlığında görev yapan on binlerce memur, yoklama ve icra memuru, veri hazırlama kontrol memuru, hizmetli, bekçi, aşçı, vergi, milli emlak ve muhasebe denetmenleri, gelir, muhasebe ve milli emlak uzmanları, 1. ve 2. derece kadroya sahip olmayan müdür yardımcıları bu düzenlemenin dışında tutuldu.
BES: EKSİK DÜZENLEME

Büro Emekçileri Sendikası, bu düzenlemeye tepki gösteriyor. Personelin ücretlerindeki artışı olumlu karşılayan BES, ancak adaletsizlik ve eşitsizlik yarattığı için eksik olduğunu belirtiyor. BES üyeleri, Maliye Bakanlığı'nın bu ayrımcı uygulamasına karşı "eşit işe eşit ücret" istiyor.

Düzenlemeye karşı daha önce de eylemler yapan BES üyeleri, yarın bir saat iş bırakacak. Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarda çalışa büro emekçileri, bir saat geç işbaşı yaparak, iş yerleri önünde basın açıklamaları gerçekleştirecek.

Tarih: 22:28, 21/9/2010 Kategori: Belirtilmemiş , Günlük Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
Bürokraside(GİB) Fuhuş Korkusu
Ekonomi bürokratlarının gizli görüntülerini çeken, daha sonra tehditle bilgi sızdıran çetenin ortaya çıkması ortalığı karıştırdı.

Üst düzey bürokratlar, “En yakınımızdaki arkadaşlarımızdan şüphelenir olduk” dedi.

Üst düzey ekonomi bürokratlarına tuzak kurarak devlete ait gizli belgeleri ele geçiren fuhuş çetesinin listesinden Hazine, DPT, Maliye ve BDDK gibi kurumlarda çok sayıda bürokratın isminin çıkması, bu kurumlarda “imza krizi”ne yol açtı. Bürokratlar, alt birimlerden imza için gelen dosyalara kuşkuyla baktıklarını belirtirlerken, en yakın arkadaşlarından dahi şüphelenmeye başladıklarını söylediler. Bürokratlar, çetenin ajanda listesinde ismine rastlanan kişilerin ilgili kurumlara bildirilmesini istediler.

ÖYLE ÇOK İMZA ATIYORUZ Kİ!

Konuya ilişkin BUGÜN’e değerlendirmelerde bulunan bürokratlar, çetenin tuzağına düşen kamu personelinin gizli belgeleri kurumdan çıkardığı veya çetenin talep ettiği yeni kararların alınması için uğraş verdiği iddialarının ilgili kurumlarda yıpratıcı etki yaptığını söylediler. Her gün onlarca, zaman zaman yüzlerce belgeye imzaya atmak durumunda olduklarını belirten üst düzey bir bürokrat, “Öyle farklı konularda ve alanlarda belge imzaya geliyor ki hepsini en ince ayrıntısına kadar bilmemiz bazen mümkün olmuyor. Bu belgelerin arasında çetenin istediği işler var mıydı, yok muydu, açıkçası kuşku duyuyoruz” dedi.

HERKES ŞÜPHELİ

Çetenin elindeki listede müşteri olarak görünen bürokratların isimlerinin vakit geçirilmeden ilgili kurumlara bildirilmesi gerektiğini ifade eden aynı bürokrat, şöyle devam etti:

“Hangi kurumda hangi bürokratlar çetenin eline düştü bilmiyoruz. Bu isimler hemen yanı başımızda çalıştığımız, kurumun kilit isimleri de olabilir. İsimler açıklanmadığı için herkes herkesten şüpheleniyor. Herkes birbirinden kuşkulanır oldu. Hiç olmazsa baş harfleri kodlanarak da olsa açıklanmalı. İsimler açıklanmadığı sürece kuşku sürecek, yöneticiler imza atarken bir değil, beş kere düşünmeye devam edecek. Sonuçta da işler aksayacak.”

TUZAK KURULDU

İstanbul’da örgütlenen fuhuş çetesinin, Ankara’daki üst düzey bürokratları hedeflediği ve çok sayıda bürokratla işbirliği içine girdiği geçtiğimiz hafta ortaya çıkmıştı. Polisin elde ettiği bilgilere göre, çeteye ait Kadıköy Fuhuş Evi’nde yapılan aramalarda bulunan “müşteri ajandası”nda, çetenin özel servis yaptığı 23 bürokratın ismine rastlandı. Ajandada “müşteri” olarak İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Sayıştay’dan bürokratların ismi yer alıyor. Çetenin İstanbul’da 5, İzmir’de 3, Antalya’da 4, Bursa’da 2, Yalova’da ise 5 fuhuş evinin bulunduğu belirtiliyor.

Edinilen bilgilere göre fuhuş çetesi bürokratı şöyle tuzağa düşürüyor: Çete, ağına düşürmek istediği bürokratı, bir toplantı için İstanbul, Antalya ya da İzmir gibi başka bir ile davet ediyor. Toplantı sonrası bürokrata yabancı uyruklu hayat kadınları servis ediliyor. Tuzağa düşen bürokratlar gizli kamerayla kayda alınıyor. Daha sonra da kasetlerle bürokratlara şantaj yapılarak çalıştıkları kurumla ilgili belge ve bilgiler ele geçiriliyor. Hatta yeni kararların alınması için baskı yapılıyor.

Kaynak: Bugün

11 Haziran 2010 Cuma

Vergi denetmenleri derneğinin basın açıklaması

Vergi Denetmenleri Derneği Genel Başkanı Aykut Güleç, TBMM'de görüşülen Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, vergi denetmenlerini de kapsayacak şekilde yeniden ele alınmasının zorunlu olduğunu belirtti. İşte vergi denetmenlerinin basın açıklamasının tam metni;

Kayıt dışı ekonominin büyüklüğünün çeşitli hesaplamalara göre % 40 - 60’lara vardığı ülkemizde bir yandan iç ve dış borç yükünün varlığı dikkate alındığında, gelir idaresi ve vergi denetiminin önemi ortaya çıkmaktadır. Kayıt dışı ekonominin önemli bölümü kayıt altına alınabilse, bütçemiz fazla bile verecektir. Böylece, toplanan vergiler yüksek faizle devlete borç verenlere değil, verilen hizmetlerle topluma geri dönecektir. Maalesef, bireysel çıkar ve arzular, meslek taassubu her zaman önde tutulduğu için, bu güne kadar ülkemizde etkin bir vergi idaresi ve etkin bir vergi denetim sistemi oluşturulamamıştır. Bu nedenle, ülkemizde vergi kaçırmak çok normal bir davranış haline gelmiştir.

Maliye Bakanlığı’nca hazırlanan ve Bakanlar Kurulu’nca 25.05.2010 tarihinde TBMM’ye sevk edilen Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile gelir idaresi ve vergi denetim sistemine ilişkin yapılmak istenen değişiklikler reform değil, tam bir göz boyamadır. Bu tasarıyı hazırlayan maliye bürokratları bunun böyle olduğunu gayet iyi bilmektedirler. Oysa ki; önceki yıllarda gerçekleştirilmeye çalışılan yapılandırmaların başarısızlık nedenleri de, Maliye Bakanlığı’nda yaşanan meslek taassupluğu, bürokrasiye hakim grupların imtiyaz ve menfaatlerini bırakamaması ve yeri geldiğinde oluşturulan birliktelik (bağlantılı siyasiler) ve bürokratik oligarşidir. Esasen, vergi denetiminin güçlendirilmesi, vergi denetim birimlerinin birleştirilmesinden geçmekte olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Diğer taraftan vergi incelemelerinin yüzde 90’ını yapan ve vergi denetim gücünün yüzde 80’ini oluşturan vergi denetmenleri, söz konusu gruplar tarafından her türlü yöntemlerle, bahanelerle ısrarla çalışmaların dışında bırakılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, üst bürokrasiye hakim gruplarca vergi denetmenlerinin kangren haline gelmiş idari yapıdan kaynaklanan sorunları, özlük sorunları, rotasyon sorunları ve diğer sorunları kasıtlı ve bilinçli olarak çözülmemiştir.

- 73 milyon ülke insanımızın geleceği herhangi bir kişinin veya grubun/kurulun çıkarından daha önemlidir.

Söz konusu tasarıya göre, dört denetim biriminin birleştirilmesinden vazgeçilmekte ve denetimde yeni bir yapı olarak “Vergi inceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu” oluşturma yoluna gidilmektedir. Bu kurul, Gelir İdaresi Başkanının başkanlığında, Maliye Teftiş Kurulu Başkanı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı, Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı’nın bağlı olduğu Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı ve Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanından oluşacak olup, denetimin koordinasyonunu sağlayacaktır. Oluşturulmak istenen bu yapı objektif ve gerçekçi değildir. Daha önce bakanlık bünyesinde oluşturulan benzer denetim koordinasyon kurulu başarısız olmuştur. Dolayısıyla yeniden revize edilerek oluşturulmak istenen bu kurulunda başarılı olma şansı yoktur. Zira;

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan 2009 yılı faaliyet raporuna göre; maliye müfettişi, hesap uzmanı, gelirler kontrolörlerinin toplam sayısı 800 olup, bunların 2009 yılında incelediği mükellef sayısı 1921’dir. Vergi Denetmenlerinin toplam sayısı 2796 olup, incelediği mükellef sayısı 26.952’dir. Bu raporda göstermektedir ki; ülkemizde vergi incelemelerinin tamamına yakınını vergi denetmenleri yapmaktadır.

- Kayıt dışı ekonomi ile mücadele toplam 1921 mükellefin incelenmesi ile mi son bulacak!

- Vergi Denetmenlerini dışarıda bırakarak oluşturulacak yeni kurul bu işlerin koordinasyonunu sağlayarak vergi denetim sistemimizde var olan sorunları mı çözecek!

Maalesef vergi denetimi bu eller tarafından ticari ranta dönüştürülmüş olup, uzun yıllardır bilinçli bir şekilde ülkemizde istenilse de incelenemeyen mükellef grupları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bu kurul denetim birimleri arasındaki çekişmeyi bitirmeyeceği gibi, tam tersine artıracaktır. Bu tasarıda yapılmak istenen sorunları çözmek değil, tamamen mevcut yapıyı koruma amaçlıdır. Böylece kayıt dışılık ülkemizin kaderi olmaya devam edecektir. Dolayısıyla bu tasarı bürokrasiye hakim grupların elini güçlendirmesine yarayacaktır. Toplam sayısı yaklaşık 800 kişi olan bu gruplar, 60 binden fazla çalışanı olan maliye bakanlığını kendi mülkleri gibi görmeye devam edeceklerdir.

Neticede; TBMM’de görüşülen söz konusu tasarının Vergi Denetmenlerini de kapsayacak şekilde yeniden ele alınması zorunludur.

Hükümet ve Başbakanımız ısrarla vergi denetiminin tek çatı altında birleştirilmesini istediğiniz halde, bu isteğe imtiyazlı gruplar bir şekilde direnebilmişlerdir. Böylece, kendileri dışında herhangi bir birimden kimsenin üst bürokraside yer almasına imkan vermeyen yapının devamını sağlamışlardır. Geçmişten günümüze kadar maliye ve vergi politikalarını yönetmiş olanların geldiğimiz noktada ne kadar başarılı ! Oldukları bellidir. Maliye ve vergi politikalarının başarısızlığında siyasiler bir şekilde bedel öderken, imtiyazlı bürokratlar bedel ödememektedirler.

Soruyoruz! Meslek taassubumu önemli, yoksa ülkemizin geleceği mi?

Eğer vergi toplayamazsınız, topladığınız vergiyi de adaletli toplayamazsınız, kamunun finansmanı için iki yola başvurursunuz: Borçlanma ve dolaylı vergiler. Ülkemizde uzun yıllardan beri dolaylı vergilerin payı ortalama yüzde 70’ler civarında seyretmektedir Bu durumda, düşük, sabit ve dar gelirliler en çok etkilenen kesimi oluştururken, girdi maliyetlerini artırdığından üretimi olumsuz etkilemiş ve nihayetinde kayıt dışılığı beslemiştir. Bu tür politika vergi adaletini bozmuş olup, aynı zamanda gelir dağılımını bozucu etki yaratmıştır. Adaletsizlik ise vatandaşları kayıt dışılığa yönlendirmiştir. Bir çok tüccar, meslek mensubu asgari ücretin altında beyanda bulunmaktadır. Bir çok kuruluşun açıkladığı açlık sınırı ve yoksulluk verilerine göre, neredeyse tüm tüccar ve meslek mensupları açlık sınırında yaşamaktadır. Bu durum maalesef kamu vicdanını yaralamaktadır. Beyan edilen kurum kazançları içinde iyi bir şey söylemek mümkün görünmemektedir. Öte yandan, kayıt dışı ekonominin büyüklüğü de dikkate alındığında vergi kayıp ve kaçağı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alacak adaletli bir vergi sistemini ne zaman kurulacaktır?

PEKİ, ÇÖZÜM NE?

Çözüm öncelikle;

1- Beyan ettiği gelirle orantısız harcama yapanların takibini yapabilecek güçlü bir gelir idaresinin yeniden oluşturmak.
2- Vergi denetiminin güçlü bir yapıya kavuşturulması için, 4 (dört) ayrı vergi denetim birimi olan Vergi Denetmenleri, Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri’ni gelir idaresi içinde aynı unvanda birleştirmek.

3- Ülke ve dünya konjonktürü dikkate alınarak ilgili mevzuatta sistemli bir biçimde gelir-servet-harcama arasında bağlantı kuracak vergi güvenlik müesseseleri oluşturmak.

4- Siyasi irade tarafından, güç odaklarının, hakim grupların baskı ve yönlendirmelerine bakmaksızın cesaretle bugüne kadar yapılamayan gerçek vergi reformunu yapacak bir iradenin gösterilmesi.
Bilinmesi gerekir ki; ödediği vergi ile yaşam standardı birbirini tutmayan insanların yoğun olduğu ülkelerde adalet olmaz, huzur bulunmaz.

Diğer taraftan Gelir İdaresi Başkanlığı binlerce personeli ile davalıdır. Kurulduğu 16 Mayıs 2005 tarihten beri bir türlü taşların yerine oturmadığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nda huzursuzluk personel arasında en alt kademeye kadar sirayet etmiştir. Bu durum personelin verimliliğini, performansını olumsuz yönde etkiler hale gelmiştir. Toplam 43 bin kişinin görev yaptığı başkanlıkta, uygulanan ücret politikaları, görevde yükselme ve atama kriterleri, merkez ve taşra ayrımları, adaletsiz rotasyon uygulamaları gibi bir takım uygulamalar neticesinde; ne personel ile idare, ne de personelin kendi arasında güven ve huzur kalmamıştır. Çalışma barışı kalmamıştır. Bütün bunlardan dolayı binlerce dava açılmıştır. Buna karşılık idare, yaşanan sorunları çağdaş yöntemlerle, diyalogla çözeceği yerde daha önceleri sadece birkaç personelle baktığı personel olan davalara büyük bir servis kurarak karşılık vermiştir. Böylece sorunları bu serviste daha fazla personel çalıştırarak çözmeye çalışmaktadır. Ancak personeliyle barışık, bir bütün oluşturabilen kurum, yeterli geliri adaletli toplayabilecek ve mükellefe daha kaliteli hizmet verebilecektir. “ Örnek idare” başka türlü nasıl olabilir ki!
Vergi Denetmenleri; Gelir İdaresinin yapısından kaynaklanan sorunlar (örgüt yapısı içindeki konumu, meslekte yükselmenin önünün kapatılması, kendilerini geliştirme ve birikimlerini paylaşma konusunda yaşanan sıkıntılar, vergi denetimi yapan çok sayıda birimin varlığı gibi…), uygulamalardan kaynaklanan sorunlar (rotasyon sorunu, lojman sorunu gibi…) ve uzun yıllardır yaşanan özlük haklarına ilişkin sorunlar yüzünden, mesleğe yeni giren vergi denetmen yardımcılarının yarısından çoğu 3 ncü yılını doldurmadan başka kurumlara geçmektedirler. Öte yandan, mesleğe yıllarını vermiş tecrübeli vergi denetmenleri ise ilk fırsatta diğer kurumlara ve özel sektöre geçmektedir. Nitekim, yapılan bir düzenleme sonucu 300 vergi denetmeni İç Denetçiliğe geçmiştir. Eğer imkan yakalamış olsalardı, neredeyse tüm vergi denetmenleri İç Denetçiliğe geçmiş olacaklardı. Her yıl 300, 500 ve hatta 800 vergi denetmen yardımcısı alınmasına karşın, hala vergi denetmeni sayısı (Yardımcılar dahil) 2800 olup, bu 10 yıl önceki rakamdır.


- Personeli ile hemen her konuda sorun yaşayan bir kurumun başarılı olma şansı var mıdır?

- Grupların çıkarı yerine, ülke çıkarına uygun hareket edilmesi gerekmez mi?

- Artık, çağdaş yönetim teknikleri ve toplam kalite yönetiminin uygulanması gerekmez mi?

Ayrıca, vergi denetiminin ve idari makamların nasıl ticari rant haline dönüştürüldüğüne ilişkin sorulması gerekenler vardır:

- Hali hazırda vergi denetim elemanlığından ayrılıp, Yeminli Mali Müşavirlik yapanların listesi,

- Mesleğinden ayrılıp Yeminli Mali Müşavirlik yapanların portföylerinin dökümü ve portföylerinde yer alan mükelleflerle meslekten ayrılmadan önceki ilişkileri (Örn; defter ve vesikalarının incelenip incelenmediği, uzlaşmasına girip girmediği, turne kapsamında değerlendirip değerlendirmediği gibi…),

- Büyük şehirlerde; defterdar, defterdar yardımcılığı, vergi dairesi başkanlığı, grup müdürlüğü yaparken meslekten ayrılıp, hali hazırda nerede görev yaptıklarının tespiti.

- Tam tasdik sözleşmesi imzalayan mükelleflerin sayısı 20 binin üzerinde olmasına karşın, Vergi denetim gücünün % 80’nini oluşturan Vergi Denetmenlerinin inceleme yapma yetkisi, neden bir genelge ile kaldırılmıştır. Vergi denetim birimlerinde görev yapanların sayısı ve vergi inceleme oranı dikkate alındığında, neden sözkonusu kişilerin - kurumların denetim dışı kalmasına yol açılmış, “istenilse de denetlenemez” bir mükellef grubu oluşturulmuştur. Bahse konu mükelleflerin Yeminli Mali Müşavirleri kimlerden oluşmaktadır.

Diğer taraftan; bürokrasiye hakim grupların kendilerinin büyük mükellefleri inceledikleri, vergi denetmenlerinin küçük mükellefleri incelediği söylemleri ise tamamen asılsız olup, kasıtlı bir yalandır. Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in katıldığı bir televizyon programında, söz konusu tasarıya ilişkin olarak “ Vergi denetmenlerinin neden koordinasyon kurulunda yer almadığı “şeklindeki soruya bakanlık bürokrasisine hakim grupların asılsız söylemleriyle, gerçeklerle bağdaşmayacak şekilde cevap vermesi, en büyük vergi denetim birimi olan biz vergi denetmenleri tarafından şaşkınlıkla karşılanmış olup, üzmüştür. Camia olarak, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i hiç olmazsa bir an önce seçim bölgesi olan Gaziantep’e giderek, Vergi Denetmenleri Büro Başkanlığı’nı ziyaret etmesini ve vergi denetmenlerinin gerçekten ne tür ve ne büyüklükte incelemeler yaptığını yerinde görmesini önermekteyiz. Sayın bakanımızın konuşmasından ya teşkilatı yeterince tanımadığını yada baskı gruplarının etkisinde kaldığını düşünmekteyiz.

Sonuç olarak; maliye bakanlığını kendi mülkü gibi görenleri, şahsi çıkarlarını ülke çıkarlarından önemli sayanları, idari makamları ait oldukları grubun/kurulun menfaati doğrultusunda kullananları, meslek taassupluğu yapanları, vergi denetimini ticarileştirenleri, kasıtlı ve bilinçli olarak meslektaşlarımızın haklarını gasp edenleri kınıyor, protesto ediyoruz.

En büyük dileğimiz gelişmiş ülke standartlarında, güçlü gelir idaresi ve vergi denetimi oluşturulmasıdır Gerçekleri söylemeye devam edecek olup, haklarımızı koruma adına her türlü demokratik mücadeleyi vereceğimizi kamuoyuyla paylaşırız.