25 Nisan 2017 Salı

Semerci

Köyün yaşlı semercisi Bekir usta ölmüştü. Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepindiler oynamaya başladılar.Yaşlı hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler:

-“Haberin yok herhalde,semercimiz öldü”dediler.
-“Ne olmuş öldüyse?”
-“Artık sırtımız yara bere olmayacak,özgür olacağız”
-“Nasıl bir özgürlükmüş bu!”
-“Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…”
-Yaşlı eşek gülmüş:
-“Şaşarım aklınıza”demiş. -“Bugün sevinçle tepineceğinize,aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu. Yarın bir acemi semerci getirirler,sırtınız yaradan kurtulmaz. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur."

1 Mart 2017 Çarşamba

FIKRA GİBİ

“VEZİRLER huzura çıkmışlar:
Padişahım hazineniz de para kalmadı, yeni vergilere ihtiyacımız var diyerekten… 
Padişah kavuğunun altından kafasını kaşımış:
 Eeee! Ne vergisi koyalım diye sormuş… 
Vezirler: Köprülere adam koyalım, her girenden bir akçe alsınlar! 
Padişah: Tamam demiş. 
 Aradan bir süre geçtikten sonra sormuş vezirlerine: Nasıl, halk hayatından memnun mudur? Herhangi bir şikayet var mıdır? Hiçbir tepki yok sultanım! Ancak gelen para çok az. İyi o zaman köprünün diğer tarafına da bir adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın! Aradan yine bir süre geçmiş, padişah tekrar sormuş vezirlerine:
 Var mı halinden şikayet eden? Yoktur efendimiz! Halkının tepkisizliğine hem kızan, hem de para kazandığı için sevinen padişah gürlemiş:
 Köprülerin ortasına da birer adam koyun, geleni geçeni oracıkta becersin! Bu kadar tepkisiz toplum olur mu canım! 
 Aradan birkaç gün geçmiş, halktan yine bir tepki gelmediğini gören padişah tekrar çağırmış vezirlerini. 
Bu nasıl iştir, adamları becerttiğim halde tepki vermiyorlar! 
Bunun nedenini öğrenmek istemiş… 
Halkı dinleyelim hele bir demiş. Gitmişler hep birlikte köprüden geçenlerin yanına… 
Padişah ahaliye sormuş: Halinizden memnun musunuz, var mı bir şikayetiniz? Kimseden ses yok! Padişah tekrar:
 Ulan demiş, taş üstünde taş, omuz üstünde baş komam! Varsa şikayeti olan hemen söylesin. 
Padişah böyle gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş:
 Padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya, hani o bizi beceren adam!..
 Eeee! demiş Padişah bir umutla…
" O benim adamımdır, ne olmuş ona? "
Bu kez, cesaret bulan ahalinin çoğunluğu ses vermiş: 
Allah sizden razı olsun biz sayenizde becerilmekten çok memnunuz. 
Ancak akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoruz. 
Mümkünse köprünün ortasına birkaç adam daha koysanız da sırada beklemesek! 
Padişah konuşmuş: Ey halkım, demek ki siz becerilmek istiyorsunuz, bu iş hoşunuza gitti, öyle mi? 

Tepki göstermekten korkan omurgasız ve yalaka ahalinin hepsi olmasa bile bir kısmı yanıt vermiş: Siz ne emrederseniz biz ‘Evet' deriz sultanım, sayenizde becerilmeye de alıştık!” 

 Kıssadan hisse: Referandumda “Evet” çıktığı takdirde sıra hepimize gelir mi, birileri (her kimler ise!) köprünün ortasına, bu işten hoşlananlar için “Takviye eleman” gönderir mi! Göreceğiz bakalım! Alıntı:http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/emin-colasan/fikra-gibi-3-1706205/

14 Şubat 2017 Salı

Belâlı tavşan!.

Belâlı tavşan!.
Bir tavşan, önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk bir şeyler yazıyor.. Oradan geçen bir tilki seslenmiş:. “Hey tavşan, ne yazıyorsun öyle?”. “Doktora tezimi yazıyorum.”. “Ha, öyle mi, çok güzel, ne hakkında?”. “Tavşanların tilkileri nasıl yedikleri hakkında!”. “Hadi lan, olur mu öyle şey? Tavşanlar hiç tilki yiyebilir mi?”. “Yerler tabii; Gel istersen sana ispat edeyim.”. Beraberce tavşanın geniş yuvasına girerler. Biraz sonra tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer, tak tuk bir şeyler yazmaya devam eder.. Bir süre sonra oradan geçen bir kurt, tavşanı yazı yazarken görünce merak edip sorar:. “Hey tavşan, ne yazıyorsun?”. “Doktora tezimi”. “Ne hakkında?”. “Tavşanların kurtları yemesi hakkında!”. “Nee? Salak salak konuşuyorsun, kim inanır yahu buna?”. “Gel istersen göstereyim!”. Yine beraberce yuvaya girerler. Tavşan biraz sonra tek başına dışarı çıkar.. Tavşanın yuvasını merak ettiniz, değil mi?. Manzara şudur:. Bir köşede tilkinin kemikleri; Bir köşede kurdun kemikleri;. Diğer köşede ise “Tavşanın doktora danışmanı ASLAN, kürdanla dişlerini karıştırıyor!”.NOT: Dünya karışık. Vuruşan vuruşana; Yukarıdaki fıkrayı günümüzde birbiriyle çarpışan güçlere uyarlarsanız, kimin tavşan, kimin tilki, kimin kurt, kimin aslan olduğunu tahmin edebilirsiniz!Alıntı:http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/rahmi-turan/turk-milliyetcileri-harekete-gecti-1679757/

10 Şubat 2017 Cuma

Vergi Müfettişleri Derneği (Vmd) İstanbul Şube Başkanı Fatih Çevikcan Açıklaması

Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şube Başkanı Fatih Çevikcan, ekonomi gazetecileriyle düzenlenen buluşmasında, "2011 yılında Vergi Denetimi Kurulu ’nun kurulması ile Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bahsettiği kast sistemi büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır" dedi.

Vergi Müfettişleri Derneği (Vmd) İstanbul Şube Başkanı Fatih Çevikcan Açıklaması
Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şube Başkanı Fatih Çevikcan, ekonomi gazetecileriyle düzenlenen buluşmasında, "2011 yılında Vergi Denetimi Kurulu'nun kurulması ile SayınCumhurbaşkanı'mızın bahsettiği kast sistemi büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır" dedi.

Vergi Müfettişleri Derneği (VMD) İstanbul Şube, ekonomi gazetecileriyle bir araya geldi. Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şube yönetiminin de hazır bulunduğu İstanbul'da buluşmada, konuşan Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şube Başkanı Fatih Çevikcan, Vergi Denetim Kurulu'nun önemine değinerek, Vergi Denetim Kurulu'nun 2011 yılındaCumhurbaşkanı Erdoğan'ın katkılarıyla kurulduğuna ve Maliye Bakanlığı'na bağlı ülkenin en büyük denetim birimi olduğuna dikkat çekti.

Çevikcan, "2011 yılında Vergi Denetimi Kurulu'nun kurulması ile Sayın Cumhurbaşkanımızın bahsettiği kast sistemi büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır. Ancak Vergi Denetim Kurulu bünyesinde A,B,C,Ç, şeklinde yürütülen grup ayrımı birçok sorunları beraberinde getirmektedir. Bu grup ayrımı üzerinden etkin olmaya çalışan Bürokratik Oligarşi tarafından önümüzdeki süreçte tekrar çok başlı denetim günlerine dönmek isteyenler, 'az olalım kıymetli olalım' telaşında olanlar mutlaka olacaktır. Ancak özellikle referandum sürecinden sonra başta Sayın Cumhurbaşkanımız, yüce Meclis'imiz ve Maliye Bakanımız olmak üzere buna izin vermeyeceklerine olan inancımız tamdır" şeklinde konuştu

Terör örgütleriyle finansal mücadelede vergi müfettişlerinin önemli rol oynadığını belirten Çevikcan, "Terörün finansmanın önlenmesinde, kara para ile mücadelede, vatandaşlardan toplanan ekonomik değerlerin terör örgütlerinin finansmanına ve propagandası amacıyla kullanılmasının önüne geçilmesinde vergi müfettişleri kritik görevlerde bulunmaktadır. Özellikle hain 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ'ye doğrudan yardım eden iktisadi kurum ve kuruluşlar, dernek ve vakıfların mal varlıklarının hazineye intikali için KHK ile oluşturulan bütün komisyonların başında Vergi Müfettişleri görev yapmaktadır. Ayrıca PKK/KCK yapılanmasında kayyum atanan belediyelerin teftiş ve denetiminde vergi müfettişleri görev yapmaktadır. Bu komisyonlarda ve ilgili kurumlar nezdinde çalışmaların büyük kısmı tamamlanmak üzeredir. Vergi Denetim Kurulu kurulmadan önce 4 farklı unvan altında yaklaşık 4 bin denetim elemanı ile mücadele edilirken Vergi Denetim Kurulu'nun kurulmasından sonra yani günümüzde yaklaşık 10 bin vergi müfettişi ile bu mücadele yapılmaktadır. Bu nitelikte inceleme ve mücadelede zamanlamanın ne kadar önemli olduğu, millete ait olan ekonomik değerlerin aklanmadan, yurtdışına çıkarılmadan müdahale edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle eğer Vergi Denetim Kurulu bugün olmamış olsaydı, bu incelemelerin tamamlanması uzun yıllar sürecekti".
"4 yılda bir şehir değiştirmek hem iş performansına olumsuz etkileri olmaktadır"
Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şubesi olarak bazı talepleri olduğunu vurgulayan Çevikcan, "Mesleki bir örgüt olmamız nedeniyle bugün Vergi Denetim Kurulunda A grup Başkanlıklarında uygulanan zorunlu rotasyon + turne usulüyle görev yapan tek bakanlık müfettişleri bizleriz. Bugün artık zorunlu rotasyon uygulamasının sürdürülemez olduğu, zira ülkemizin her bir köşesinde görev yapmaya gönüllü Vergi Müfettişleri olduğunun bilinmesini isteriz. Artık bu noktada ortalama her 4 yılda bir şehir değiştirmek hem iş performansına hem de devlet hazinesine olumsuz etkileri olmaktadır. Bu yönde Bakanlığımızın gerekli düzenlemeleri yapmasını canı gönülden beklemekteyiz" dedi.

Bazı şirketlerin incelenmediği şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Çevikcan sözlerini şöyle tamamladı: "Sürekli belli kesimler incelenirken bazı kesimler inceleme dışında tutulmaktadır. Bu Yanlış ama yaygın bir kanaattir, doğrusunu ise şöyle açıklayabiliriz; Vergi Denetim Kurulunda İnceleme yapılacak mükellef seçimi şu şekilde ortaya çıkmaktadır. Yapılan İhbarlar, bir vergi incelemesi neticesinde tespit edilen diğer mükellefler ve en önemlisi Risk analiz merkezi tarafından seçilen mükelleflerden oluşmaktadır. Risk analiz merkezinde vergi mükelleflerinin kendi beyanları, banka verileri, diğer kamu kurumu verileri vb. hususlar dikkate alınarak oluşturulan objektif kriterler belirlenmiştir. Bu kriterler doğrultusunda Vergi Denetim Kurulu tarafından mükellefler incelemelere alınmaktadır". - İSTANBUL
Alıntı
http://www.haberler.com/vergi-mufettisleri-dernegi-vmd-istanbul-sube-9249489-haberi/

30 Aralık 2016 Cuma

Garcia'ya Götürülecek Mektup


1904 Rus-Japon Harbi öncesiydi.Amerikan gazetelerinin birinde
 "Garcia'ya Götürülecek Mektup" 
başlıklı bir yazı çıktı. Yazar tanınmamış bir muhabirdi. Fakat bu kısa yazının anlattığı gerçekler, yüzlerce kitapla anlatılanlardan daha derin, daha özlü idi. Yazı tesadüfen Çarlık Rusyası'nın Demiryolları Nazırı'nın eline geçti. Nazır, bütün memurlarının bu yazının kopyasını yanlarında taşımasını emretti. O sırada Rus-Japon Savaşı başladı. Japonlar esir ettikleri Rus demiryolları mensuplarının hepsinin üzerinde bu yazıyı görerek meraka düştü. Japon Maarif Nezareti bu yazıyı inceledikten sonra birer nüshasını bütün Japon yurttaşlarının okuyup yanlarında taşımalarını emretti. Yazı şimdi Birleşik Amerika'da, bütün kara ve deniz kuvvetleri mensuplarına ve izcilere verilmektedir. Bu bir gelenek olmuştur. Neticede, dünyanın en çok okunan makalesi durumundadır.
      Amerika Kurtuluş Savaşı'nın bir safhasında İspanya sömürge ordusunu tecrit edebilmek için Kübalı General Garcia'nın ordusuna talimat göndermek gerekiyordu. Cumhurbaşkanı Mc Kinley General Garcia'ya bir mektup yazdı. Mektubun süratle yerine ulaşması gerekiyordu. Başkomutanlık Karargâhında Garcia hakkında hiçbir bilgi yoktu. Neredeydi? Nasıl gidilirdi? Bütün bunlar birer meçhûldü.
   Mektubu götürmek için Teğmen Rowan görevlendirildi. Teğmen mektubu aldı, torbasına koyup gitti. Birkaç hafta sonra vazifesini ifa etmiş olarak döndü ve tekmilini verdi: Garcia talimata uyacaktı.
       Teğmen Rowan mektubu alınca, "Bu Garcia da kim? Nerede bulunur? Oraya nasıl gidilir? Atla mı, trenle mi? Harcırahımı kim verecek? Arkadaşım Thomas ata daha iyi biner, onu gönderseniz daha iyi olmaz mı? Babam felçli, eşim biraz rahatsız, bu hafta izin sırası bendeydi. vs." demedi. Hiçbir bahaneye sığınmadı.
       Burada anlatılmak istenen, Teğmen Rowan'ın dört gün sonra Küba kıyılarına ulaşmasının, ormanlara dalarak üç haftalık bir seyahati yaya olarak tamamlamasının, dağlarda ve ormanlarda Garcia'yı aramasının hikâyesi değildir. Anlatılmak istenen husus, bu şahsın karakterinin her okula örnek insan olarak tanıtılmasının mecburiyetidir. Dünyanın her yerinde, Allah'ın her günü, milyonlarca yöneticinin Garcia'ya gönderilecek mektubu vardır. Öte yandan, gençlerin muhtaç oldukları yegâne şey sadece bir dizi teorik bilgi değildir. Kendilerinden istenen vazifeleri kendi iradeleriyle sonuçlandırma idrakine ve eğitimine de sahip olmalarıdır. Toplumların bugün en çok muhtaç olduğu şey belki de budur.
     Hizmette fertlerin ilgisizliği ve bilgisizliği toplumları ve milletleri felç eder. Hizmetin çarkı dönerken, çarkın her dişlisinin her defasında yeni baştan bilenmesi için vakit yoktur. Öte yandan hizmet devamlı akmaktadır ve sürekli işlerlik içinde olmak zorundadır. Çarkın dişleri kendi işlerini hiçbir sebeple durdurmaya yetkili değildir. Bu takdirde hizmet durur.
     Bir defasında bir yönetici çok meşgûlken odasına giren memurlarından biri, "Efendim! Beraber çalıştığım arkadaşlarımdan birini terfi ettirdiniz. Yaş ve kıdem bakımından aramızda hiçbir fark yok. Tahsil seviyemiz de aynı. O benden daha yakışıklı da değil. Niçin beni hâlâ terfi ettirmiyorsunuz?" der. Yönetici umursamaz bir edayla mırıldanır,
- Sokakta gürültü var. Duyuyor musun? Nedir acaba?
- Gidip sorayım efendim, diye memur can sıkıntısı ile cevap verir. Biraz sonra döner,
- Bir arabaymış efendim.
- Yükü neymiş?
- Gidip bakayım efendim. Biraz sonra döner,
- Arabanın yükü bir sürü çuvalmış efendim.
- Çuvallarda ne varmış?
- Gidip bakayım efendim, deyip biraz sonra döner,
- Çuvallarda çimento varmış efendim.
- Nereye gidiyormuş bu araba?
- Gidip bakayım efendim, der. Biraz sonra dönüp cevap verir,
- "X ve Y" inşaat şirketinin şantiyesine gidiyormuş efendim.
- Çok güzel. Şimdi bana terfi eden arkadaşını çağırır mısın lütfen? Hani, haksız yere terfi ettiğini düşündüğün arkadaşını!
Diğer memur gelir. Yönetici yine mırıldanır,
- Sokakta birtakım gürültüler var. Nedir acaba?
- Gidip bakayım efendim.
Döndüğü zaman şu cevabı verir,
- Kırk çuval Portland çimentosu yüklü araba. Çimentoların menşei New Orleans. "X ve Y" inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş. Uluslararası ulaşıma ait bir kamyon çuvalları istasyondan almış. Çuvallardan biri patladığı için, şimdi bunu değiştirmeye çalışıyorlar.
     Bu iki örnekten birtakım sonuçlar çıkarmak için birtakım yorumlar yapmaya gerek yok. Dünyayı dolduran özel müesseselerle resmi dairelerdeki bütün memurları düşman etmeye de hiç gerek yok. Bunlar belirli bir tahsil devresinden sonra bir masanın başına kurularak hiçbir iş yapmadan, devlet baba hesabına geçinip gitmeyi meşrû bir hak saymakla zaten meşrûolmayan bir iş yapmış olmuyorlar mı? Sabahtan akşama kadar sigara tüttürmek, çay-kahve içmek, vergi yoluyla kendilerini besleyen halkı hırpalamak, bir alışkanlık uğruna en basit işlemleri bile karmakarışık etmek, insanları baştan savmak, masadan masaya dolaştırmak, "bugün git yarın gel" demek. Ay sonunda alacakları para karşılığında yaptıkları iş bu ise eğer, hiç kusura bakmasınlar, milletin parası onlara asla helâl olmayacaktır.
     Klemanso'nun meşhur sözü ne kadar güzel, "Bakanlık geç gelenlerle erken gidenlerin karşılaştığı yerdir." 
demiş. Bakanlığı süresince de tuhaf vakalara şahit olmuş ki, birçok veciz sözler söylemiş. 1906 yılında bir gün aklına esip, emrindeki memurların durumunu şöyle bir yakından görmek istemiş. Odalardan birine girmiş, kimse yok. İkincisine girmiş, bomboş. Üçüncü odada bir memur varmış ama o da uyuyormuş. Yanında bulunan daire müdürüne dönerek, "Sakın uyandırmayın, yoksa o da o da çekip gider." demiş.
İnsanlığın Garcia'ya mektup götürecek teğmenlere çok ihtiyacı var

28 Haziran 2016 Salı

Bürokratik oligarşiye bayrak açtı

5 bin üyeli Vergi Müfettişleri Derneği’nin Başkanı Kemal Keskin sert konuştu: “Maliye’de kast sistemini sürdürmek isteyenler var. “Az olalım değerli olalım” düşüncesiyle hareket ediyorlar. Cumhurbaşkanı tarafından kurulan Vergi Denetim Kurulu Türkiye’de bürokratik oligarşiye karşı alınmış en büyük kaledir. Ancak bunun başarısız olması için çalışan oligarklar var.”413
Türkiye'de görevli 10 bin vergi müfettişinden 5 bininin üye olduğu Vergi Müfettişleri Derneği Başkanı Kemal Serkan Keskin, “Cumhurbaşkanı Erdoğan Vergi Denetim Kurulu'nu kurarken birçok engellemeyle karşılaşmıştı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı bu engellemelere rağmen kurulu hayata geçirdi. Vergi Denetim Kurulu, Türkiye Cumhuriyeti tarihi içinde Mali Sistemdeki bürokratik oligarşiye karşı alınmış en önemli kaledir. Ancak siyasi iradeye rağmen VDK'nın başarısız olmasını sağlayamaya çalışan oligarklar var. Maliyedeki kast sistemini ve eşitsizliği sürdürmek için ellerinden geleni yapıyorlar” dedi.

VDK'DA BÜYÜK AYRIMCILIK
Keskin, “Bürokratik oligarklar” olarak nitelendirdiği kesim tarafından vergi müfettişlerine çok büyük haksızlıklar uygulandığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Vergi Denetim Kurulu'nda bazı müfettişlere uygulanan rotasyon eşit değil. Aynı kurumda aynı işi yapan vergi müfettişlerinin eşitliğini engelleyen en önemli ayrımcılık rotasyon uygulamasında gerçekleşiyor. A, B, C, Ç her gruptaki müfettişlere uygulanması gereken rotasyon sadece A grubuna uygulanıyor. Üstelik bu rotasyon yönetmeliklerini hayatında ev toplamamış, valiz toplamamış, çocuğunun okulunu değiştirmek zorunda kalmamış, rotasyon görmemiş müfettişler yazıyor. Sadece A Grubu müfettişler rotasyona tabi tutuluyor. Mevzuatta böyle bir eşitsizlik ön görülmediği halde çok büyük bir haksızlık var”.

Müfettişler kurumdan uzaklaştırılıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın müfettiş sayısının çoğaltılması gerektiği yönündeki açıklamasına rağmen bunun engellenmek istenmesi olduğunu söyleyen Keskin, “Ancak bir kesim 'az olalım değerli olalım' mantığına sahip. Alınan birçok vergi müfettişi arkadaşımız yapılan birtakım sınav ve uygulamalarla kurumdan uzaklaştırılıyor. 1000'den fazla müfettiş yardımcısı şu an kurumla davalık duruma geldi” ifadelerini kullandı.
alıntı:http://www.yenisafak.com/ekonomi/burokratik-oligarsiye-bayrak-acti-2486915

27 Haziran 2016 Pazartesi

1000’den fazla müfettiş yardımcısı şu an Vergi Denetim Kurulu ile davalık duruma gelmiştir

1000’den fazla müfettiş VDK ile davalık

1000’den fazla müfettiş VDK ile davalık

Vergi Müfettişleri Derneği Genel Başkanı Kemal Serkan Keskin, “1000’den fazla müfettiş yardımcısı şu an Vergi Denetim Kurulu ile davalık duruma gelmiştir” dedi.

Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şubesi'nin Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği iftar programında konuşan Vergi Müfettişleri Derneği Genel Başkanı Kemal Serkan Keskin, “1000'den fazla müfettiş yardımcısı şu an kurumla davalık duruma gelmiştir” dedi.
Vergi Denetim Kurulu (VDK)'nın 5'nci kuruluş yıldönümüne özel verilen iftara bin 200 vergi müfettişi ve yardımcısı katıldı. Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen programın ev sahipliğini Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şubesi yaptı. Programa, derneğin İstanbul'daki üyelerinin yanı sıra Ankara, Konya, Denizli, Diyarbakır, Kocaeli gibi şehirlerdeki bazı üye ve yöneticiler de katıldı.
Programın ev sahibi olarak Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şube Başkanı Fatih Çevikcan, yaptığı selamlama konuşmasında, “Vergi Müfettişleri Derneği İstanbul Şubesi olarak Vergi Denetim Kurulu'nun kuruluşunun 5'inci yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde düzenlediğimiz iftar yemeğine hoşgeldiniz. Meslektaşlarımızın alın teri yetimin hakkının teminatıdır. İçinde bulunduğumuz huzur ayında tek temennimiz kardeşliğin egemen olduğu Vergi Denetim Kurulu'nun nice beş yıllarda yetimin hakkının teminatı olmaya devam etmesidir. Katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum” dedi.
OLİGARŞİK YAPI MÜFETTİŞ SAYISININ ARTMASINI İSTEMİYOR
Pogramda konuşan Vergi Müfettişleri Derneği Genel Başkanı Kemal Serkan Keskin, vergi müfettişlerinin yaşadıkları problemlere dikkat çekti. Keskin, Vergi Denetim Kurulu'ndaki bazı müfettişlere uygulanan rotasyonların eşit olmadığını ifade etti. Keskin, “Aynı kurumda aynı işi yapan vergi müfettişlerinin eşitliğini engelleyen en önemli ayrımcılık rotasyon uygulamasında gerçekleşmektedir. A, B, C, Ç fark etmeden her gruptaki müfettişlere uygulanması gereken rotasyon sadece A grubuna uygulanmktadır” dedi. Diğer bir problemin de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın müfettiş sayısının çoğaltılması gerektiği yönündeki açıklamasına rağmen bunun engellenmek istenmesi olduğunu söyleyen Keskin, “Cumhurbaşkanımız, müfettiş sayısının çoğaltılması gerektiğini belirtmiştir. Ancak bir kesim ‘az olalım değerli olalım' mantığına sahiptir. Alınan birçok vergi müfettişi arkadaşımız yapılan birtakım sınav ve uygulamalarla kurumdan uzaklaştırılmaktadır. 1000'den fazla müfettiş yardımcısı şu an kurumla davalık duruma gelmiştir” diye konuştu.
http://www.timeturk.com/1000-den-fazla-mufettis-vdk-ile-davalik/haber-184642

20 Nisan 2016 Çarşamba

Vergi Müfettişleri Derneği'nden Kamuoyuna Duyuru

Vergi müfettişleri gazeteye ilan verdi

İşte Vergi Müfettişleri'nin verdiği ilan:
KAMUOYUNA
Cumhuriyet tarihinin en büyük atılımlarından biri yapılarak, Maliye Bakanlığı bünyesinde vergi denetimi yapan dört ayrı birim büyük bir reform ile 10 Temmuz 2011 tarih ve 646 Sayılı KHK ile Vergi Denetim Kurulu çatısı altında Vergi Müfettişi unvanında birleştirilmiştir. Bu reformla Vergi Müfettişleri A, B, C ve Ç Grup Başkanlıkları altında toplanmıştır.
Bugün Kurulda görevli Vergi Müfettişi sayısı; 8.500?ü A Grup Başkanlıklarında olmak üzere 10.000?i aşmıştır. Tüm gelişmiş ekonomilerin ve ileri demokrasilerin ortak özelliklerinden biri tabana yayılmış vergi bilinci ile bunu tamamlayan etkin bir vergi denetimidir. Bu anlamda Vergi Denetim Kurulunun teşekkülü ile ülkemiz bu yolda önemli bir adım atmıştır.
Vergi Denetim Kurulu, kuruluşundan itibaren her geçen yıl performansını ve verimliliğini artırmış ve artırmaya devam etmektedir. Yapılan reformun ne kadar öngörülü ve isabetli olduğu Vergi Denetim Kurulu?nun her yıl artan başarısıyla ortaya konulmuştur. Bu başarının elde edilmesinde en büyük pay Vergi Denetim Kurulu çalışma planı ve istatistiklerde görüleceği üzere A Grup Başkanlıklarında görev yapan Vergi Müfettişlerinindir. A Grup Başkanlıklarında görevli Vergi Müfettişlerinin kendilerine verilen görevleri yerine getirmede gösterdikleri gayret ve özveri yapılan reforma ne denli sahip çıkıldığının, özümsendiğinin kanıtıdır.
Vergi Müfettişleri Derneği olarak Vergi Denetim Kurulunun kuruluşundan itibaren çözülmesi gereken birçok sorununun yapıcı bir bakış açısıyla çözümü konusunda 5.000 üyemiz ile birlikte çalışmaktayız. Yapısal problemlerini çözmüş bir Kurulun performansını kalıcı hale getirmek suretiyle ülkemiz vergi sistemi, kamu maliyesi ve ekonomisine katkısının artarak devam edeceğini düşünmekteyiz. Bu süreç içerisinde; Maliye Bakanlığını istediği gibi dizayn etmek isteyen bürokratik oligarşinin temsilcilerinin ve bunların siyaset kurumundaki bazı aracılarının bu reformu engellemeye yönelik bir çok girişimlerine rağmen vergi denetiminin tek çatı altında toplanmasının ülkemize sağlayacağı faydaları öngören, reformun arkasında çok büyük bir kararlılıkla duran ve takip eden; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'a tek çatıyı benimseyen Vergi Müfettişleri Camiası ve Derneğimiz adına bir kez daha teşekkürlerimizi arz ederiz.
Bu vesile ile Sayın Maliye Bakanımız başta olmak üzere, Türk Milletinin bekası adına birleşme iradesine sahip çıkan ve emek verenlere teşekkürü borç biliriz. 2011 yılında Vergi Denetim Kurulunun ihdas edilmesi; Sayın Cumhurbaşkanımızın açılış konuşmasında işaret ettiği üzere bürokratik oligarşiye karşı atılmış önemli bir adımdı. Türkiye?de bugüne kadar yapılan mali reformların en önemli kilometre taşlarından biri olarak gördüğümüz bu reformun üzerinden beş yıla yakın bir süre geçmesine rağmen; bürokratik oligarşinin ruhunu Vergi Denetim Kurulunda yaşatmak, eski ayrıcalıklı konumlarını sürdürmek ve Maliye Bakanlığını arzularına göre dizayn etmek hevesinde olanlar bugün, Vergi Denetim Kurulu çatısı altında birleşmeyi, görünürde kabullenmiş gibi davranmaktadırlar. Çıkarılan ikincil düzenlemelerle 646 sayılı KHK hükümlerine kasıtlı olarak aykırı düzenlemeler ve uygulamalar yapmak suretiyle fiili bir durum oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu fiili durum üzerinden 646 sayılı KHK?yı etkisiz kılacak yasal düzenlemeleri hayata geçirtebilmek adına, kurulun kurulmasından itibaren bugüne kadar kararlı bir duruş sergileyen siyasi iradeyi kendi isteklerine uygun yeni bir düzenleme yapmaya ikna etmeye çalışmaktadırlar. Bürokratik oligarşinin oluşturduğu bu fiili durum neticesinde bugün maalesef 1000'e yakın Vergi Müfettişi ve Müfettiş Yardımcısı haksız uygulamalardan dolayı Maliye Bakanlığı ile davalık olmak zorunda bırakılmıştır.
Geçen beş yılda kurumsal huzur, kardeşlik ve kaynaşma ortamı ihdas edilememiştir. Daha önce dört başlı unvan ayrımı, şu an fiilen iki farklı birim üzerinden ?A Grup Başkanlıkları? ve B, C, Ç Grup Başkanlıkları? olarak devam ettirilmeye çalışılmaktadır. Görev dağılımı yönünden getirilen bu alfabetik ayrım, bürokratik oligarşi eliyle adeta hiyerarşik bir kariyer basamağı dayatmasına,sayıca azınlık olan bir zümrenin, vergi denetiminin tüm yükünü üstlenmiş olan çoğunluğa tahakkümüne dönüşmüştür.Bakanlığın çeşitli birimlerinde yapılan idari atamalarda dahi görüleceği üzere hep aynı zümreden atamalar yapılmaktadır. Vergi denetiminde tek çatının başarısı ve verimliliği ortadayken, tekrar eski çok başlı vergi denetimi dönemindeki kast sistemini canlandırmak adına yeni formül arayışlarına girmenin devletimizin ve milletimizin menfaatine olmadığı aşikardır. Bunu yapmak isteyen bürokratik oligarşiye tek çatı kurulurken nasıl fırsat verilmedi ise, bundan sonra da fırsat verilmeyeceğine ilişkin inancımız tamdır. Saygılarımızla Duyurulur.
Vergi Müfettişleri Derneği

25 Şubat 2016 Perşembe

TURNE DÖNÜŞÜ , HOŞ GELDİN

                                                            



Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü. 
Özledik. 
Gözledik… 
Hoş geldin! 
Biz bıraktığın gibiyiz. 
Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta… 
Hoş geldin. 
Yerin hazır. 
Hoş geldin. 
Dinleyip diyecek çok. 
Fakat uzun söze vaktimiz yok.

 ....YÜRÜYELİM...............



22 Şubat 2016 Pazartesi

Rum Mehmet Paşa


Fatih Devrinin İbn-i Selül’ü: Rum Mehmet Paşa


z

İkili oynayan usta bir oyuncu.
Devşirme ve sözümona müslüman. Zulümde hadsiz bir tip. Hakkında çok şeyler yazılı zulüm olarak.
Herşey Çandarlı Halil Paşa’nın hakkında ki söylentilerle başladı. Çandarlı’nın Bizans’tan rüşvet aldığı ve fetih çalışmalarını yavaşlattığı, hatta engellemeye çalıştığı iddia edildi. Veya bir başka iddiaya göre de Fatih’in küçük yaşlarda elde ettiği sultanlığın ‘Ülke elden gidiyor’ denilerek tekrar babası II. Murad’a verdirilmesi ve bu işin arkasında Çandarlı’nın olduğu haberi onun ileride idamını netice vermişti.
Çandarlı’nın idamı yeni bir başlangıcı da beraberinde getirdi. Artık Devşirme Vezirler dönemi başlayacaktı. Ve ne kadar enteresandır ki, hariciyemiz itibariyle hâlâ etkisini gösteren bir etkiye sahiptir.
Fethullah Gülen’in, tüm dünyada canlı yayın ile izlenilen yeni Bamteli sohbetinde Rum Mehmet Paşa’dan bahsetmesi karşısında herkes ‘bu kim?’ demeye başladı. Özellikle o şahıstan bahsetmesi ve ülke içindeki hassas duruma işaret etmesi açısından oldukça manidardı. ‘Kökü dışarıda kendisi içeride’ bir uzantı yapı kimbilir belkide ta o zamanlar sızmışlardı.
Bu konuda örnek çalışmalardan birisi Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’ın kaleme aldığı ‘Osmanlı’nın Arka Bahçesi’ adlı roman. Rum Mehmet Paşa hakkında :
Çandarlı Halil Paşa’nın rüşvet ve ihanet ile suçlanması, Vüzera’nın Türklerden seçilmemesini doğuracaktı. Yeni dönem devşirme vezirlerin en çok ses getireni ve sinsi olanı ise kuşkusuz Rum Mehmet Paşa idi. Müslüman gibi yaşıyordu. Devşirme idi. Fakat İstanbul’a hala gizlice Konstantinapol olarak bakıyordu. Müslüman gibi görünüyordu fakat Bizans’ı hayal ediyor ve Rum’luğa hizmetten kaçınmıyordu. Bu adam Veziriazam Rum Mehmet Paşa’ydı. İstanbul’un yerlisi bir Rum ailenin çocuğuydu, sözde müslüman olmuş, Osmanlı’nın gözünde itibar kazanmış ve Fatih tarafından Vezir-i Azam’lığa getirilmişti.
Fatih’in devletin gelirlerini artırmak istediği bir sırada Rum Paşa, Fatih’e bir ekonomik yöntem sundu (…) : “Bizans’ın klasik maliye araçlarından iltizam ve tekel usulleri idi.  II. Mehmet, Bizans’ın iktidar adayı olabilecek yüksek aristokrasisini büyük ölçüde yok etmişti. İktidar güvenceye alındıktan sonra bunlardan geriye kalanlar arandı ve bulundular. İmparatorluğun gümrük vergileri, maden ocakları vs. gibi en zengin gelir kaynakları bunlara iltizama verildi. Özellikle Paleoglar bu paylaşımda aslan payını almış görünüyorlar. Bunlardan Mesih Paşa gibi Müslüman olmuş ve büyük haslar elde etmiş onların dışında, Hristiyan kalan Paleoglar de çeşitli has ve zeametle ve mukataalar (kiralıklar) elde ettiler. Bunlar Selanik, Serez ve çevresinde sahip oldukları çeşitli iltizamlardan sonra, İstanbul, Galata ve Gelibolu gibi önemli gümrük mukataalarını da ele geçirdiler.
Rumlar için bunları yapan Vezir-i Azam, Türkler içinde tam tersini yaptı. Şöyle ki, Karamanoğullarını dize getirmek için sefere çıktığında Konya ovasında öyle bir katliam yaptı ki, İstanbul’un acısını gerçekten çıkarmak istedi. O devirleri iyi bilen Aşıkpaşaoğlu yazdığı tarihte onun için şöyle diyor: “Rum Mehmet, yürüdü. Larende’ye vardı. Mescitlerini ve medreselerini yaktı, yıktı ve bozdu. Babasının evi gibi harap eyledi. Şehrin kadınlarını ve oğlanlarını soydurdu. Çıplak ettirdi. Larende’den gitti. Vardı, Ereğli’ye çıktı. Ereğli’nin ilini ve köylerini harap eyledi… Rum şeytanı Mehmet Paşa İstanbul’un acısını almak isterdi. “Rum Mehmet Paşa” görevini yapmıştı ama sonu çok kötü oldu. Aşıkpaşaoğlu’nun ifadesiyle  Fatih onu bir gün “it gibi boğdurdu.”   
Rum Mehmet Paşa gibi art niyetlilerce tarihimiz boyunca nice problemlere sürüklendik. Türkiye’de Rum Mehmet Paşa’nın varlığından bahsediliyorsa, bugün geleceğe daha da umutla bakabiliriz. Rum Mehmet Paşa, Fatih zamanının İbni Selül’ü gibiydi zira.
@sgsevgican
(1) KAYNAK : Osmalı’nın Arka Bahçesi (Roman)
Alıntı;http://blog.zaman.com.tr/fatih-devrinin-ibn-i-selulu-rum-mehmet-pasa/
Günümüzde içimizde ne çok Mehmet paşa lar var ibretlik yazı